Giriş ya da Kayıt Ücretsiz!
Ana menu
Untitled Document
Kalkım
Untitled Document
Kullanıcı Bölümü
Merhaba Ziyaretçi
IP: 54.162.166.214

Kullanıcı Adı
Şifre
Arama
Rastgele Resim
Kalkım Çarşı 01
Kalkım Olukpınar Göleti 08
Kalkım Gölet
Radyo TV
Untitled Document
Etiketler
Günlük Burcunuz

Günlük falınızı Okuyun

Untitled Document
Doğru Üretim - Doğru Tüketim
Tarih 25/09/2009 22:21  Yazar Şuayip Odabaşı  Hitler 4130  Dil Varsayılan

Ülkemizde, en güzel “salçalık kırmızı biber” benim yaşadığım, Yenice ve köylerinde yetiştirilir.
Fasulyenin en güzeli, “Sazak Köyü’nde.
Çilek, Akçakoyun yöresindeki köylerde.
Çınarcık Köyü”, biber üretiminin yanında “fasulye ve çilek” üretiminde de iyi yol aldı. Davutköy, Torhasan Köyü ve Bekten Köyleri biber ve domatesin en iyi üretildiği yerler.

Doğru Üretim / Doğru Tüketim

Bekten Köyü ve Davutköy” salça üretim merkezi.
Gündoğdu Köyü,” karpuzun merkezi.
Pazarköy ve Hamdibey Beldeleri,” kaliteli üretim merkezleri.
Kalkım ve yöre köyleri ayrı bir özellik.
Ben bu konuda iddialıyım.
Yenice’nin iklimi, havası ve doğası, bir ürünün en üstün vasıflarda yetişmesini sağlayacak kadar mükemmel. Doğal yapısı, bozulmamış bir Yenice.
Salçalık Domatesin,” en iyisi Yenice’de yetiştirilir.
Yenice’de yetiştirilen sebzeler, imal edilen biber ve domates salçaları.
Yenice’nin “süt ürünleri”, “bitkisel ürünleri” emsalsizdir.
Mükemmeldir.
Bir numaradır.
Yenice, “hayvansal ve bitkisel gıda üretiminde” rakipsizdir.
İstanbul’da, Çanakkaleliyim dediniz mi, size, Yenice’de üretilen peynirleri ve süt ürünlerini sorabilirler. Sizden salça isteyebilirler.
İstanbul’da, aranan peynirlerden birisinin, ”Yenice Yarış Köyü” peynirleri olduğunu biliyor musunuz? (Şimdi üretiliyor mu bilmiyorum.)

Doğru Üretim / Doğru Tüketim

Trakya’da aranan tek salça, Yenice’de üretilen salçalardır.
Yenice ve köylerinin, köylülerimizin ürettiği, kaliteli ürünler.
Kısacası, Yenice küçük bir ilçe.
Büyük bir, “organik gıda” deposu.

Siz, şimdi iyi okuyun.
Size, bir çarpıklığı söyleyeyim.
Benim ilçemde üretilen biber, Yunanistan’a gider. Avrupa’ya Yunan damgası ile satılır.
Biz, aval aval bakarız. Herkes bunu bilir. Kimse ses etmez.
Üretici “hesapsız, kitapsız“ biber eker. Bazı yıllar, para eder biber. Bazı yıllar; dereler, yollar biber olur. Ortalığı kırmızı bir renk kaplar. Keskin ekşi bir biber kokusu… Yer gök biber.
İnekler bile biber yemekten, kırmızı süt verirler.

Doğru Üretim / Doğru Tüketim

Satılmayan, ziyan olup giden biberlerin üretiminde harcanan emek, gübre, yakıt boşa harcanmış olur. Çok büyük, ekonomik bir kayıptır bu.
Boşa emek harcamak ve harcanmak.
Üretici, ya nasip diye üretim yapar. Önü hep kapalıdır.
Hiçbir zaman ne kazanacağını bilemez.
Üretim yapmak, “kumar oynamak” gibidir Yenice’de.
Kısacası çiftçi, üretici hiçbir zaman mutlu değildir.
Her iş bizde, ”Eşeği saldım çayıra, mevlam kayıra” sözünde olduğu gibidir.
Kazancımız, tesadüflere bağlıdır.
Ya tutarsa… Deyip her yere maya çalarız.

Geçelim, başka konuya.
Ürettiğimiz malların üstündeki, üretim ve son kullanım tarihleri de bize güven vermez.
Son kullanma tarihi ile oynayan, değiştiren marketler ve de kişiler mevcuttur.
Süresi geçen malları yenileri ile harmanlayıp, piyasaya süren firmaları da bol miktarda bulmak mümkündür.
İçtiğiniz bir ayranın üretim tarihinin, “bir iki gün sonraya” bile atılmış olduğunu görebilirsiniz.
Daha üretilmesine, iki gün olan bir içeceği içebilirsiniz.
Ben Manisa’da “iki gün sonra üretilecek” ayran içtim. İki gün daha taze!
Neyse geçelim bunları.

Atlayalım, başka yere.
Dünyadan, bir “ekonomik kriz” geldi geçiyor. (Yok diyenler de var.)
ABD ve Avrupa’da birçok ülke etkilendi bu krizden. Bankalar, şirketler battı filan.
Rusya’dan, Çin’den ve Japonya’dan ses yok.
Benim dikkatimi çeken, “Japonlar ve de Çinliler.
Japonların toprakları az olsa da, işleri planlı ve mutlular.
Çinliler geniş topraklarda, dünyanın en kalabalık ülkesi olsa da, üretimleri alabildiğince planlı. Dünya’ya rest çekmek üzereler.
Japonlar, Dünya’ya “kalite” satıyorlar. Kazanıyorlar.
Çinliler, bize “Koca Seyit” heykeli de dahil, her şeyi satıyorlar.
Japonlar topraksızlıktan, evlerin üstlerine toprak getirip “patates” ekiyorlar.
Benim ülkemde, toprak var. Verimli topraklar üstüne kurulmuş büyük kentler var. Yinede çok geniş tarım arazileri boşta. Üretim yok. Üretimde, plan program hiç yok.
Biberler, domatesler, portakallar… Tarlalarda bahçelerde çürüyor. Sütler yollara, derelere dökülüyor. Ürettiğimiz birçok şeyi, değerlendiremiyoruz.
Bu anlattıklarımın “siyasetle, şu veya bu partiyle” alakası yok.
Süregelen bir durum bu.
Suçlu ararsak, hepimizin suçu var.
Çarpık bir tarım politikası içinde,” debelenip duruyoruz.
Sanayi politikası” da yok.
Dünyaya sattığımız, bir marka var mı?
Hiç yok.

Doğru Üretim / Doğru Tüketim

Japonlar araba üretiyorlar. Trene biniyorlar.
Bizim ülkemiz; raylı sistem ve toplu taşıma için çok uygun olduğu halde, “otomobil ve kamyon mezarlığına” döndük.
Bir köyün işini beş traktör görebilecekken, her evde bir traktör.
On dönüm tarlası olanda da, “çift çeker.
Köylerde, birer “traktör mezarlığı” olmuş.
Bireysel çözümleri, “toplumsal bir birliğe” dönüştürememişiz.

Geçelim.
Her gün, depremle iç içe yaşıyorlar Japonlar. Ölen yok. Binaları sağlam. Deprem teknolojini geliştirmiş adamlar.
Bir kitapta okudum.
Japonya’da süt üretimi, gece saat 00.01’de başlarmış. Süt, üretildiği tarihle “günlük süt” olurmuş. Saat 24.00’ten önce üretilen sütü iki günlük diye kimse almazmış.
Birde, üretilen bir üründe üç tarih olurmuş. “Üretim tarihi, markete giriş tarihi ve de son kullanma tarihi.” Nasıl?
Adamlar, taze besin delisi. Bizde başka şeylerin delisiyiz.
Gel de kandır çekik gözlü “Ancinsanları.” Japonları, katakulliye getir. Foyan meydana çıktı mı, yandın demektir. Kimseye malını satamazsın. Cartayı çekersin.
Unutmadan söyleyeyim.
Bir işte hile yapan, ayıplı mal üreten bir Japon, yakalanırsa mahkemeye bile gitmiyor.
İntihar ediyor intihar.
Bizde ise, pişkinlikle mazeretler uyduruluyor. İşten sıyrılma yolları aranıyor.
Japonlar, on yıldan beri Lapseki’ye geliyorlar. İnceleyip, inceleyip gidiyorlar. Ölçüyorlar, biçiyorlar. Bir kilo kiraz bile, satamadık daha, bu küçük adamlara.
Küçük adamların boyu, boşuna uzamıyor.
Bu Japonlar, hesap yapmadan hiçbir şeyi almıyorlar.
Belgeselde izledim.
Ülkede, bir yılda kaç kilo üzüm tüketiliyor. Ülkenin üretimi ne kadar? Aradaki fark nedir? İhtiyaçtan bir gram fazla alım yok dışarıdan.
Boşa üretim ve israf yok.
Ekonomileri, niye tıkır olmasın Japonların.

Doğru Üretim / Doğru Tüketim

Bir ülke iç tüketim, yıllık üretim, dış satım/alım hesaplarını çok iyi yapmalı.
Dışarıdan toplu iğneye kadar al. Dışarıya bir şey satama.
Cari açık, bilmem kaç lira. Üretim/tüketim hesapları altüst.
Ben ekonomist değilim.
Ancak ailemi iyi idare ediyorum. Derdim, borcum yok.
Bir ailenin idaresi gibidir, bir ülkeyi idare etmek.
Aynı aylık geliri olan iki kişiden birisinin borç boğazında olabilir. Diğerinin evi arabası vardır. Borcu da yoktur.
Bir insanın aylık kazancı az, harcaması fazla ise, doğru ve dengeli bir bütçe beklemek mümkün müdür? Mümkün değildir.
Bu işler, plan program işidir.
Bir ustanın dediği gibi; testere ister, keser ister, metre ister, şakul ister. Daha da önemlisi; akıl ister, fen ister bu işler. Bu işler, yanlış yapıldı mı, adamı şişler.
Türkçemizde, güzel atasözleri vardır.
Ayağını, yorganına göre uzatacaksın.”
Yarın Allah Kerim” deyip, yan gelip yatmayacaksın.

Japonlara hayranlıkla bakarken, “ne yapalım kaderimiz böyleymiş” demek kurtuluş değil.
Kurtuluş, planlı çalışmakta.
Azimli olmakta.
El yordamıyla, karaman okkasıyla ölçmekte değil.
Göz kararıyla hiç değil.
Hesapla, matematikle.
Bilimsel çalışmakla.
Karanlıkta değil, önünü görerek “ışıklı” bir yolda yürümekle olur bu işler.
Karanlığı yenmek için, “Güneş’in doğmasını beklemek” zaman kaybıdır.
Ölçüp, biçeceksin.
Işığı bulacaksın.

Un var, şeker var… Var oğlu var.
Bu ülke insanı olarak, sahi biz ne bekliyoruz?
Gökten bir şeyler mi inecek?
Mucize mi olacak?
Japonları geçmek için…
Mucizeye gerek yok. Mucizede yok.
Çalışacaksın. Doğru çalışacaksın.
Küçük hesaplar peşinde olmayacaksın.
Doğruluk, dürüstlük çok önemli.
Her birey, kendi üzerine düşen görevi tam yapacak.
Birlik olacağız.
Birlikte ağlayıp, birlikte güleceğiz.
Ülkemizin çıkarları, kişisel çıkarlarımızın üstünde olacak.
Yurdumuzu geliştirmek adına; “ulusal bilincimiz” köklenecek, özümüze yerleşecek.
Mucize orada.
Mucize içimizde.
Sözde değil, özde.
Ellerimizin birleşmesinde.
Bir bütün olup…
Sinerji” yaratmakta…

Yorum Yok.
 Çanakkle     Yenice    Kalkım    Akçakoyun    Hamdibey    Pazarköy    Aşağıçavuş  Cambaz  Çiftlik   Yarış  Reşadiye
kalkimbeldesi@hotmail.com
MemHT Portal is a free software released under the GNU/GPL License by Miltenovik Manojlo